Kasım 28, 2011
Günaydın Sevdiğim…
Günaydın sevdiğim.
Hiç bilmediğin bir kıyıdan, bilmediğin bir iklimden günaydın.
Yokluğunla geçen bir ömrün ardından
Yalnızca sana, bir tek sana
Güneş kadar sıcak,
Sevda kadar büyük bir günaydın.
Günaydın sevdiğim,
Sana benzeyen insan suretlerinden, günaydın.
Ten kokularından, gülüşlerden, günaydın.
Yokluğunla dolu ama seninle yoğrulmuş bir ömürden,
Yalnız sana ait olan bir kalpten kocaman bir günaydın…
Günaydın sevdiğim…
29.11.2011
Kasım 12, 2011
Denize….
Çok özledim kokunu, tuzunu, tadını
Nasıl yaşarım bu kupkuru şehirde bilmem
Martılarının, dalgalarının,
Uğultunun sesini özledim
Rüzgarda yüzüme çarpan tanelerini özledim
Bir kış günü, başucunda
Bir kayada oturup seninle dertleşmeyi özledim
Ve o uzun yaz gecelerinde
Kollarında seninle saatlerce sevişmeyi özledim
Midyeni, kestaneni, yosununu, balığını özledim
Başımı döndüren kokunu
Beni sarhoş eden tadını
Ve mehtaplı gecelerde,
Yakamozlar vururken yüzüme
Sen ayaklarımla oynaşırken, rakı içmeyi özledim
Özledim duy enginim, denizim, aşkım
Seni çok özledim
Kasım 10, 2011
Çocuklar Gibiydik…
Ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibiydik ikimizde,
Benim gözlerimde bulut,
Senin parmak uçlarında ateş oldu.
Dokunduğun her yer yandı, bitti, kül oldu….
Ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibiydik ikimizde,
Benim dilimde hüzün,
Senin bakışlarında, fırtına oldu.
Baktığın her yer, dağıldı,yıkıldı,harap oldu.
28 Ekim 2011
Ekim 26, 2011
Düşler Denizi…
Düşler denizinde yıkadım yüzümü
Sen vardın yansımasında, birde o koca şehir
Bir martı kondu düşlerime.
Düşler denizi ağlatmadı, dinledi…
Dün şarkılar söyledim,
Düşler denizinin kıyısında
Sevdalı, neşeli, hüzünlü, ama hep sana dair
Saclarımı taradım, gülümsedim düşler denizine…
O pembe gülü dün düşler denizine bıraktım…..
Uzandım kıyısına, yüzümü gömüp düşler denizine
Koyu bir uykuya daldım, düşümde yine sen vardın
Düşler deniziyle yıkadım ruhumu
Sana dair ve seninle…
Düş gibiydi…
26.11. 2001
Ekim 25, 2011
SUÇU YOK GECENİN
O sevdanla yanan alnımı,
Dayayıp buz tutmuş cama
Haykırdım geceye,
-“Bak gör halimi.”
Uzaklarda söndü bir, bir gecenin ışıkları
Ve kör bir adam gibi karşımda gece,
O, ateş gibi göz yaşlarım,
Eritirken camdaki buzu
Yalvardım geceye
-“Ne olur söyle sebebi sen misin bu halimin?”
Yıkıldı karşımda bir, bir gecenin dağları
Ve suçlu bir adam gibi karşımda gece
O her çırpınışta adını fısıldayan yüreği,
Susturup öyle usulca
Dinledim geceyi.
Ve dokundu yüreğime gecenin dilleri
Anladım suçu yoktu gecenin,
Anladım ben yenilmiştim.
09 MART 1998
KUŞLAR AĞLIYOR
Çevirip başımı gökyüzüne,
Uzattım ellerimi.
Kirpiklerim sırılsıklam,
Savurdum yüreğimi.
Kanatırcasına, ısırırken dudağımı.
Saçlarım ıslanmış, hiç bilmeden.
Tanrım! Yağmur mu bu yağan?
Yoksa gönlümün sevgilisi,
Kuşlar mı ağlayan?
17 ŞUBAT 1998
Ocak 14, 2010
Derin sevdam deniz…
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere derin sevdam deniz’den bahsedeceğim.
Dalış yapabilmek denizin altında uzun süre kalabilmek en büyük hayalimdi. Ben bu hayali gerçekleştiren şanslı bir grup insandan biriyim.
Sizlere bu terminolojiyle ilgili kısa tarihsel bir bilgi verdikten sonra merak ettiğiniz pek çok şeyi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
İnsanoğlunun bilinmeyene olan tutkusu ve merakı tarih boyunca insanları denizin dibini araştırmaya itmiştir. Asurlardan kalma duvar kabartmalarında görülen dalgıç motifleri ise bu arzunun ne kadar uzun bir süreden beri var olduğunun göstergesidir.
1940 lı yıllara kadar geliştirilen dalış teknikleri yüzeye bağlı olduğundan daha çok askeri ve profesyonel amaçlarla sınırlı kalmış. Sportif amaca hizmet edecek şekilde pratik olamamıştır.
1942 yılında jaques coustau ve emile gangan’ın geliştirdikleri bir soluk alma aracı sayesinde su altına indirdikleri basınçlı hava dolu bir tüpten soluyabilmeleri ilk kez su altında özgürce dolaşabilme olanağı sağlamıştır ki buna scuba diyoruz . Dalış terminolojisinde sıkça duyduğunuz scuba ne demektir.(self contained underwater breathing apparatus) yani kendi üzerinde taşınabilen su altında soluma aygıtı. Bu yeni gelişme dalışın hızla yayılan bir spor haline gelmesini sağlamıştır.
1959 yılında jaques coustau’nun da içinde bulunduğu bir grup cmas’ı kurdu. Dünya su altı etkinlikleri federasyonu. Bu fedarasyona 5 kıtada 83 ülke bağlıdır.
Cmas sportif,teknik, tıbbi ve doğal kültürel aktivitelerinde hiçbir dini,politik,sosyal ve ırksal ayrım yapmaksızın herkese açıktır ve gelirinin büyük bir bölümünü unesco ve dünya olimpiyat komitesine aktarır.
Cmas sisteminde dalıcılar ve eğitmenler için üçer seviye vardır.
Bir yıldız dalıcı : Dalış donanımını uygun olarak monte edebilen sığ sularda en az bir üç yıldız dalıcı ile birlikte dalış yapabilen dalıcılardır.maksimum dalış derinlikleri 18 metredir.
İki yıldız dalıcı: Açık deniz dalış deneyimi olan dalıcılardır. En az iki yıldız dalıcı ile dalış yapabilirler. Maksimum dalış derinlikleri 30 metredir.
Üç yıldız dalıcı: Bütün bu konularda eğitilmiş. Diğer seviyelerdeki dalıcılara liderlik yapabilecek dalıcılardır.
Eğitmenlerde 1,2,3 yıldız eğitmenler olarak sınıflandırılırlar. Bir yıldız eğitmen kurs programlarında asistanlık yapabilirken; iki ve üç yıldız eğitmenler kurs düzenleyip, sınav ve değerlendirmede yapabilirler.
Cmas dalıcı sertifikası 2 şekilde alınabilir.
Bu konuda federasyona bağlı olarak çalışan dalış okullarının düzenlediği kursları bitirerek ya da cmas tarafından tanınan başka bir eğitim sistemine bağlı kulüp ve dalış merkezlerinin verdiği belgelere denk olarak verilir.
Şimdi dalış donanımızdan bahsedelim. Bunlar
Su içinde yüzerliliği ayarlamak ve tüpümüzü taşımak için kullanacağımız denge yeleği
Tüpteki hava miktarını gösteren basınçölçer
Derinlik saati
Regülatör
Maske
Palet
Dalış elbisesi
Ağırlık kemeridir.
Bütün bu donanımların yanı sıra aşağıdaki en önemli donanımınız buddy nizdir.
Arkadaşlar scuba sporu tamamen ekip işidir.dünyanın hiçbir yerinde 3 yıldız dahi olsa dalıcılar tek başlarına dalış yapmazlar. Mutlak kural bir buddy nizin olmasıdır. Dalışın başından sonuna kadar siz ve buddy niz birbirinizden sorumlusunuzdur. Çünkü bu yabancı dünyada güzelliklerin yanı sıra pek çok da tehlike vardır. Bu tehlike anında yardımınıza ilk koşacak kişi buddy nizdir.
Evet suya daldık bu ekip sporunda haberleşmek çok önemlidir. Su altında konuşamayacağımız için farklı bir haberleşme yolu gerekir. Cmas uluslararası haberleşme işaretleri şöyledir.
Dalış inanılmaz derecede güzel olduğu kadar bir o kadarda tehlikelidir aslında. Durun canım hemen endişelenmeyin köpekbalıklarından bahsetmiyorum. Bu tehlikeler denizin gerçek sahiplerinden göreceğiniz tehlikeler değil, insan vücudunun doğasından gelen tehlikelerdir. Eğer dalış kurallarını harfiyen uygulamazsak nelerle karşılaşabiliriz.
Öncelikle dalış elbisesinin öneminden bahsedeceğim. Sıcakkanlı bir canlı olan insan vücut işlevini sürdürebilmek için belli bir sıcaklığa ihtiyaç duyar. Buda hepimizin bildiği gibi 37 derece civarındadır. Su havaya göre ısıyı çok daha çabuk iletir. Bunun doğal sonucu olarak da su altında daha güçlü bir ısı yalıtımına ihtiyaç vardır. 30 derecenin altındaki sularda yapılan dalışlarda mutlaka elbise giymek gerekir. Eğer bu kurala uymazsak hipotermi’ye maruz kalabiliriz. Su içinde hipotermi çok daha çabuk gelişir ve daha ciddi sonuçlar doğurur.
İnsan vücudu büyük oranda sıvı yapıdadır. Bu nedenle dalış sırasındaki basınç- hacim ilişkisinden etkilenmez. Ancak vücutta etkilenecek gaz boşluklar da bulunmaktadır. Bunlar akciğerler, sinüsler, orta kulak boşluğu ve sindirim sistemidir.
Dalıcının dalış yaşamına adım atarken ilk etkilendiği olayların başında kulak veya sinüslerinde hissettiği basınç gelir.
İlk 10 metre basıncın en hızlı değişim gösterdiği mesafedir. Hepimiz havuza veya denize serbest dalış yaparken biraz fazlaca derine indiğimizde bu basıncı kulaklarımızda hissetmişizdir. İşte böyle anlarda dalıcının valsalva manevrasına gereksinimi olur. Bu dalıcılar arasında genellikle kulak açma olarak tanımlanır.
Şayet dalıcı dalışa başladığı andan itibaren kulaklarında hissettiği basıncı valsalva ile eşitleyemiyorsa kesinlikle zorlamamalı biraz yukarı çıkarak kulaklarında hissettiği basıncı azalttıktan sonra tekrar denemelidir. Buna rağmen eşitleme yapılamıyorsa dalışa son verilmelidir. Bu konuda ısrarcı olmak kulak zarının yırtılmasıyla neticelenebilir.
Sinüslerimiz içi,n herhangi bir açma hareketine gerek yoktur. Fakat nezle isek bu durumda sinüslerimiz kapalı olacağından hava giremeyecek buda ciddi neticeler doğuracaktır. Her dalıcının bilmesi gereken altın kural nezleyken dalış yapmamaktır.
Bir diğer önemli kural asla nefesini tutmamaktır. Deniz seviyesinde bir atmosfer basınç soluyan akciğerlerimiz 30 metre derinlikte 4 atmosfer basınç hava solumaktadır. Dipte alınan bu hava çıkış sırasında sürekli genişler. Eğer dalıcı herhangi bir sebepten dolayı nefesini tutarsa akciğerler içinde kalarak sürekli genleşen hava akciğer dokularına zarar verebilir. Halk arasında vurgun olarak tabir edilen olay hızla yukarı çıkış yapmak ve bu esnada nefesini tutmak sonucu vücudun maruz kaldığı basınçtır.
Bu konuda sizlere anlatacak o kadar çok şey var ki yeri geldikçe paylaşmaya devam edeceğim . Deniz dibi inanılmazdır. Ayvalıkta yaptığım bir dalış sırasında denizin dibinin pembe bir örtüyle kaplı olduğunu gördüm. Bir çiçek bahçesiyle karşı karşıya idik. Bu muhteşem görüntüye yaklaştığımızda ise o çiçeklerin küçük beyaz borular içinde kaybolan deniz canlıları olduğunu anladık. Yukardan güneşin belli belirsiz ışıklarının vurduğu dip o gün muhteşemdi. Hele ki o muhteşem akvaryumda elinize bir deniz kestanesi almaya görün ne kadar rengarenk balık varsa hepsini avucunuzun içinde bulacaksınız. İnanın bana avucunuzdan balık beslemek kadar keyif dolu bir şey daha yoktur.
Ben bu hissi hep şöyle tarif etmişimdir. Bence dalmak uzaya yada başka bir gezegene gitmekle aynı şey… Keşfedilmeyi bekleyen o kadar çok şey var ki..
Yıllarca denizi bir sevgili gibi gördüğümden ona şiirler yazdım. En büyük dileğimse bir gün ölürsem denizde ölmek. Bir şeyi böyle büyük bir aşkla sevmek harika bir duygu.
Denize….
Çok özledim kokunu, tuzunu, tadını
Nasıl yaşarım bu kupkuru şehirde bilmem
Martılarının, dalgalarının,
Uğultunun sesini özledim
Rüzgarda yüzüme çarpan tanelerini özledim
Bir kış günü, başucunda
Bir kayada oturup seninle dertleşmeyi özledim
Ve o uzun yaz gecelerinde
Kollarında seninle saatlerce sevişmeyi özledim
Midyeni, kestaneni, yosununu, balığını özledim
Başımı döndüren kokunu
Beni sarhoş eden tadını
Ve mehtaplı gecelerde,
Yakamozlar vururken yüzüme
Sen ayaklarımla oynaşırken, rakı içmeyi özledim
Özledim duy enginim, denizim, aşkım
Seni çok özledim
Kasım 24, 2009
ÖKSÜZ
Bir yıldız düştü, gökyüzünden gözlerime.
İşte o an duydum, ağlayan kuşların sesini.
Ufacık bir tomurcuğun, bir çırpıda çiçek açtığını,
Ve bir ateş böceğinin, ansızın yüreğime düştüğünü,
O vakit gördüm.
Sevda, sensiz
Neşesini, şarkısını kaybetmiş,
Boynu bükük bir bahardı sanki
İşte o vakit anladım.
Sevdamın öksüz kaldığını.
1998-Funda
GEL
Öncesini ve sonrasını, hiç düşünmeden.
Yaşamı ve aşkı sorgulamadan.
Cesur bir yürek, korkusuz bir sevda
Deli bir rüzgar ol, es de gel.
Bugünü ve sevdanı duyarak.
Aklını avuçlarına koyarak.
Duygulu bir aşık, bitimsiz bir sevda,
Kayan bir yıldız ol.
Geceme düş de gel….
1997-Funda
ÖLÜMÜ DÜŞÜNMEK
Bir gece yarısı ansızın öpüverse dudaklarımdan
Alıverse beni kollarına
Yahut bir kış günü sarıverse beni
Tatlı bir uykuya dalsam kollarında
Ölümü düşünüyorum, delicesine
Bir sabah ansızın
Pencereden içeri sızıp, göz kapaklarımı öperken güneş
Ben geldim canım, merhaba dese bana
Yahut bir yaz günü
O Derin denizlere daldığımda
Dolansa ellerime, ayaklarıma
Dalgalarda bir köpük olsam
Ölümü düşünüyorum,
Ölümü özlüyorum delicesine
1997-Funda












