Temmuz 3, 2011

Babil Kuleleri “Herkez Organizasyon Yapamaz!!!”

Yazı kategorisi: sosyal medya tagged , , , , , 8:21 am tarafından fundasen

Kebapçıdan söylenen dürümle mangal olmuyor.. Mangal davetlisi olarak katıldığımız Babil kuleleri blogger toplantısı tam bir organizasyon rezaletiydi. Güzel bir cumartesi gününde birkaç tanıdık arkadaşla bir araya gelip mangal yapmak kadar zevkli çok az organizasyon vardır. Yine böyle bir etkinliğe katılacağımızı umarak yola koyulduk ki gişelerden geçerken sınıra kadar geldik pasaport soracaklar diyekorkmadım değil hani. Birkaç saatlik yorucu bir yolculuğun ardından sora sora Babil kulelerini bulduk. Tanıdık birkaç yüz görmek güzeldi yorgunluğa değdi diyecekken genç bir bayan elinde bir liste ile gelerek ne yemek istersiniz diye sordu, Adana, urfa, lahmacun, tavuk şiş, döner. Bir an için mangal bunun neresinde diye düşündüm, bu kadar yol bir dürüm yemek için değer miydi diye sürekli kendime sorarken bütün bunun bir güzel yanını görmeye çalıştım. Diğer arkadaşlarla muhabbet güzel lakin hizmet sıfırdı. Kemal Bey durumu kurtarmak için hizmet etmeye çalışsa da durumun vehameti ortadaydı ve bir süre sonra aynı duyguları paylaşan diğer blogger arkadaşlarda benzer duygularını dile getirmeye başladı. Bu sırada Bahar Hanım durumu kurtarmaya çalışarak yarım yamalak projeden sözetmeye çalışıp örnek daireleri filan gezdirse de tabiki yeterli değildi.

Evet onca blogger buraya ne için gelmişti? Yapılmakta olan dairelerin özellikleri, konumları, ödeme şartları, yaşam alanları ve imkanlarını tanımak ve bunu okuyucularına tanıtmak için değil mi? Bunun için onca satış ekibi arasından bir kişi bile gelip proje hakkında açıklama yapmadı. Hatta projeden sözetmek bir yana lütfedip yanımıza gelip bir hoşgeldiniz bile demediler.

Dostlarla bir arada olup güzel bir haftasonunu mangal başında  geçirip aynı zamanda Babil Kuleleri hakkında bilgi almayı umarak gittiğimiz toplantı maalesefki tam bir organizasyon rezaletiydi.  Orda o kadar insanı toplayıpda yaptıkları iş hakkında bilgi verme geregi dahi duymayan firma yetkililerin amacı ne ola ki diye kendi kendime sormadan edemedim :) ) Allah’tan Ercan Bey’in bir müşterisi uçakla gelecek oldu da biz de bunu bahane edip erkenden ayrıldık ve günümüzün geri kalan kısmını kurtarmayı tercih ettik.

Bu organizasyonu tertip eden yetkililerin durumu tekrar gözden geçirmeleri gerekir diye düşünüyorum. Çünkü yaptıkları iş hakkında en ufak bir fikrimiz yok maksat bize dürüm ısmarlamaksa o kadar yol tepmemize zaten gerek yoktu diyor bir daha ki organizasyonlarına beni getirebilmeleri için cidden büyük bir şey yapmaları gerektiğini düşünüyorum ve son söz olarakda Organizasyon her babayiğidin harcı değildir diyorum. Durumu kurtarmak için ordan oraya koşup çırpınan sevgili Kemal ve Bahar’ı da ayrıca tebrik ediyorum onlar olmasa zaten bir dakika bile kimse orda durmazdı.

Temmuz 4, 2010

İşte Sosyal Medya Organizasyonu Böyle Yapılır.

Yazı kategorisi: sosyal medya tagged , , , , , 1:01 am tarafından fundasen

Evet, Bi  Büyük Fest ekibi dün akşam pek çok kişiye bunu söyletti. Çektiğim İstanbul fotoğrafıyla katılmaya hak kazandığım bu büyük organizasyonda dün gece harika anlar yaşadık. Saat 16.30 itibariyle ulaştığımız Turkcell Kuruçeşme Arena nın kapısında Bi  Büyük Fest ekibi tarafından karşılandık ve  bloggerlar olarak önceden alana alındık. Boğazın kıyısında çimenlerin üzerinde bembeyaz minderlerle donatılmış alan cidden çok cazipti.Hemen kurulduk minderlere.


Bütün sosyal medya ekibi olarak (hem yemek blogları hem de fotoğraf gönderen bloggerlar) önce fotoğraf sergisini gezip toplu fotoğraf çektirdik. O kadar kalabalıktık ki fotoğrafa girme konusunda birazcık sıkıntı yaşadık valla. :)   Sonrasında da Guinness rekorunu kıran harika mezelerin yer aldığı bölümü gezdik. Hayatımda adını ilk kez duyduğum o kadar çok çeşit meze vardı ki cidden rekoru hak etmişlerdi.

Masa başında da toplu fotoğraf çekimimizden sonra çimenlerin üzerindeki yerimizi aldık. Sohbet, muhabbet diğer blogger arkadaşlarla selamlaşma falan derken o da ne arka taraftaki Oryantal atölyesinde iki güzel dansöz oynamaya başlamaz mı :)   Ehh! Rakının olduğu yerde dansözü unutsalardı zaten iki çift sözüm olurdu ama unutmamışlardı.  Bir ara dansözleri seyrederken ağzım açık izleyişim sevgili Armağan tarafından fotoğraflandı ama yayınlamayacağını umuyorum :) .


Başlarındaki beyaz bonus peruklarıyla beyazlar giyinmiş güzel kızlar bizlere likör kadehleriyle rakı araştırma merkezi tarafından yapılmış narlı rakı kokteyli ikramına başladılar. İşte o dakikadan sonrasını bilmiyorum o nasıl güzel bir şeydi öyle, mutlaka evde yapmayı öğrenmeliyim diyorum. Kaç tane içtim hatırlamıyorum ama masada biriken minik kadehlerden utanıp azcığını geri götürecek kadar çok içtik :) . Sonra meze servisi başladı mezelerimizi ve rakılarımızı alıp boğaza sıfır Turkcell Kuruçeşme Arena nın keyfini çıkarmak kalmıştı geriye. Hep ne diyorduk rakı muhabbet içkisidir. Muhabbetle, dostlarla güzel olur. Bizim masada ki ekip harikaydı; Bahar, Kemal, Fatih, Oğuz, Didem, Erdal ve tabiî ki sevgili Serkan. Gece boyunca gülmekten karnımıza ağrılar girdi. Serkan’a buradan da sesleniyorum ve sen ölme emi diyorum. Gece boyunca etrafımızda pervane olup bizi bir dakika boş bırakmayan nefis haydarileri ve peynirleriyle rakımıza daha bir keyif katan sevgili Sütaş ekibini de buradan tebrik etmeden geçmek olmaz. Tüm gece boyunca yaptıkları servisleriyle bizi peynire ve haydariye doyurdular. Gecenin sonlarında yapılan serviste artık hayır demeye başlamıştık.

Püfür püfür rüzgar, harika bir boğaz havası, güzel bir İstanbul akşamüstünde dostlar, masada rakılar, sohbet, deniz, tepemizde sorti yapan helikopterlerle kendimizi cidden çok özel ve şanslı bir azınlıktan hissettik. Bu arada Yeni Rakı ekibinden arada dolaşıp şipşak fotolarımızı çeken güzel kızlara da teşekkürler, çok güzel bir hizmetti. Ayrıca çok da güzel çıkmışım scan edeceğim :) .


Gece boyunca tarihi dokuya uygun Osmanlı kıyafetli dağıtıcılar tarafından sırta takılan özel şerbetliklerle Osmanlı şerbeti ve şalgam dağıtarak bizi hiç boş bırakmayan ekibe de kocaman bir alkış. İkramlar arasında yer alan Külahta sıcak helvayı da unutmamak lazım. Gecenin sonuna doğru rakının üstüne süper gitti. :)

Emre Aydın sahneye çıktığında kimse muhabbeti bölüp tribünlerdeki yerlerine gitmedi. Güzel şarkılarını, muhabbet soframızda denize karşı dinledik. Emel Sayın ve Yeni Türküyle beraber gece hit yaptı.

Bir ara sevgili eşimle çimlerin üzerinde dans ediyorduk. Kendisi ne yazık ki rakı içemiyor; fakat tüm gece neşesiyle bize eşlik etti. Didem ve ben Yeni Rakı tarafından kurulan dilek ağacına onunda rakı içebilmesini diledik.

Ve tabiî ki sevgili Ercüment gece boyunca her yerdeydi. Hepimizle tek tek ilgilenip halimizi hatırımızı sordu süper bir performanstı. Sosyal medya bir daha böyle bir organizasyonu cidden zor görür diye düşünüyor ve Bi Büyük Fest  ekibini bir kez daha tebrik ediyorum. Yeni yapacakları organizasyonları merakla bekliyoruz. İşte sosyal medya organizasyonu böyle yapılır dedirttiler. :)

Mayıs 31, 2010

Bir şaman olsam ne yapardım…

Yazı kategorisi: sosyal medya tagged , , , 8:21 am tarafından fundasen

Dün gece nefis bir oyundaydık. “Alevli günler”

Öncelikle bu güzel organizasyona beni davet eden  Marjinal Reklam ve Tanıtım’a ve tabi sevgili Başar’a çok teşekkür ederim. İş kulelerinde yapılan gösterimin kokteyl bölümü oldukça şık ve zevkli hazırlanmıştı. Saatin 20.00 olmasını beklerken şaraplarımızı yudumlayıp. Diger blogger arkadaşlarımla hoş sohbetler ettim. Bu arada bu uzunca bir aradan sonra katıldığım ilk sosyal etkinlikti. Açıkcası kalabalıklar beni biraz ürkütüyor hala ama dün gece çok keyif aldığımı bir kez daha ifade etmek isterim. Büyük bir heyecanla yerlerimizi aldıktan sonra TED Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu’nun konuşmasını dinledik,  10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye kampanyası kapsamında destek olan kişi ve kurumlara teşekkür edildi. Teşekkür edilenler arasında öyle birisi vardı ki ışığıyla pırıl pırıl ve yıllar geçsede zerafetinden ve hanımefendiğinden birşey kaybetmemiş bir isim,sevgili Filiz Akın’ı görmek beni ayrıca mutlu etti. TED Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu’nun konuşmasını dinlerken birilerinin hala iyi birşeyler yapmaya çalışıyor olmasının sevincini duydum ve çok etkilendim. Gücüm ölçüsünde bende birşeyler yapmayı planlıyorum bu arada :) Sizde düşünürseniz siteyi incelemenizi tavsiye ederim.

Sonra oyun başladı. İçeriği hakkında bilği sahibi değildim ve açıkcası “Alevli Günler” bende kurtuluş savaşıyla alakalı olabileceği düşüncesini çağrıştırmıştı. Oyun başlayınca gördük ki çok neşeli bir o kadar da düşündürücü bir komediydi. Benim gibi bilmeden gitmemek için oyun hakkındaki bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

Oyunumuzun baş kahramanı Türkoloji profesörü Tarık (Cem Davran).  Biri kasap(Bahtiyar Engin) , biri muhasebeci (Levent Üzümcü) iki çocukluk arkadaşı ile birlikte yaşadıklarına tanık oluyoruz.  Tarık Gök Tengri‘ye inanıyor ve ben şamanım diyor. Amansız bir hastalığa yakalanmasıyla birlikte de hem düşündürücü hemde bir o kadar traji komik olaylar dizisi başlıyor. Tarık öldüğünde gömülmek değil yakılmak istiyor çünkü. Türkiye’de şaman olmak o kadar kolay mı? Bir sürü  bürokratik engel çıkıyor karşısına. Bir ara ben de düşünmedim değil cidden böyle birşey olsa insanın başına neler gelir acaba diye? Oldukça güzel kaleme alınmış ve sergilenen oyunculuklarla da taçlanmış, son derece güzel bir iş çıkmış ortaya. Levent Üzümcü’ye bayıldım. :) Hatta tiyatrodan ayrılırken arabalarımız yanyana geldiğinde yüzündeki kocaman gülümseyişi için tekrar teşekkürler. Bütün oyuncular da oyun da harikaydı. Hepsine yeniden kocaman bir alkış. Yüzümde tekrar bir gülümseyiş yarattıkları için.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.